Medya Merkezi

Metal şekillendirme alanında ülkemizin ilk ve tek mükemmeliyet merkezi olan MŞMM ile TUSAŞ arasında 9 Haziran 2021 Çarşamba günü iş birliği protokolü imzalandı.

TUSAŞ’ın Kahramankazan’da bulunan merkez yerleşkesinde yapılan törene üniversitemiz adına Rektör Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ, Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Serkan Eryılmaz, imalat sanayii konusunda ülkemizin yetiştirdiği en önemli bilim insanlarından biri olan İmalat Mühendisliği Öğretim Üyemiz Prof. Dr. Bilgin Kaftanoğlu, ARGEDA – Teknoloji Transfer Ofisi Direktörü Prof. Dr. Yılser Devrim ve MŞMM (Metal Şekillendirme Mükemmeliyet Merkezi) Müdürü Erdinç Tezcan katılırken, TUSAŞ adına Genel Müdür Prof. Dr. Temel Kotil, Ar-Ge ve Prototip Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Fahrettin Öztürk ve Ar-Ge Direktörü Prof. Dr. Ahmet Pınarbaşı törende yer aldılar.

Atılım Üniversitesi Metal Şekillendirme Mükemmeliyet Merkezi (MŞMM) ile TUSAŞ-Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. arasında imzalanan araştırma ve eğitim iş birliği protokolü ile MŞMM ve TUSAŞ’ın teknolojik gelişmeleri birlikte takip etmeleri, tarafların deneyimlerini birbirlerine aktarmaları, uygulanabilir teknolojilerin sanayiye aktarımını sağlamaları, ortak AR-GE projeleri yürütmeleri hedefleniyor.

Üniversitemiz adına Rektör Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ, Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Serkan Eryılmaz ve TUSAŞ adına Prof. Dr. Temel Kotil ile Ar-Ge ve prototip genel müdür yardımcısı Prof. Dr. Fahrettin Öztürk tarafından imzalanan protokol ile İleri metal şekillendirme yöntemleri (dövme, ekstrüzyon, derin çekme, adımsal şekillendirme, sıcak şekillendirme v.b.), hesaplamalı malzeme mühendisliği ile yeni nesil alaşım tasarımı ve havacılıkta kullanımı, malzeme karakterizasyonu ve üretim simülasyonları ile ilgili konular, eklemeli imalat, kaplamalar ve yüzey karakterizasyonu gibi konularda iş birliği yapılması amaçlanıyor.

Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ “Covid-19 tedbirleri çerçevesinde Yükseköğretim Kurulunun üniversitelerde uzaktan eğitime geçilmesi yönünde bir karar aldığını, geçtiğimiz Mart ayında dönemin dördüncü haftasında tüm örgün eğitimi durdurduklarını ve uzaktan eğitime başladıklarını” belirterek “uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin önemli bir bölümünden uzaktan eğitimin yararlı olmadığıyla ilgili yakınmalar işittiklerinin” de altını çizdi.

Türkiye’de eğitim ve öğretimde sınavın önemli bir yer tuttuğunu ifade eden Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ, bunun tüm okullarda geçerli bir kavram olduğunu söyleyerek “Eğitim-öğretim, ders anlatma elbette çok önemli fakat en az bunlar kadar önemli olan bir diğer unsur ise sınav. Dünyada sınav güvenliğini sorunsuz olarak sağlayacak bir yazılım, bir teknoloji mevcut değil. Çok teknoloji, yazılım araştırdık, bununla ilgili bilgiler topladık. Ama gördük ki sınav güvenliğini tümüyle sağlayacak bir yazılım mevcut değil” diye konuştu.

Bir önceki dönemi değerlendiren Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ “Çok olağanüstü bir koşul, tüm dünya, tüm faaliyet alanları bundan etkilenmiş durumda, eğitimin de bundan etkilenmemesi çok mümkün değil, biz de eğitimimizin bir döneminde arzu edilen verimi alamadık. Üniversite eğitimi birkaç disiplin dışında 4 yıldan yani 8 dönemden oluşuyor. 8 dönemin bir döneminde eğitim adına kayıplar yaşadık. Pandemi koşullarına uygun eğitim vermek için büyük çaba gösterdik, ancak ne kadar hızla tedbir alınmış olursa olsun eğitimde istenen, ideal verime ulaşılamadığını gözlemledik.  Bu sadece bize mahsus bir durum da değil. Tüm ülkede, tüm dünyada bu yeni durumun gerekleri yerine getirilmeye çalışılmasına karşın, dünyanın her yerinde istenen verimin alınabildiğini söylemek güç.  Eğitimi alsalar bile, bu eğitimde ne aldıklarını ve ne kazanımlar elde ettiklerini ölçümlemek hayli zor, çok ciddi kopya olayları olduğu herkesin malumu. Bunu tüm öğrenciler de öğretim üyeleri de biliyor. Bu konularda bazı öğrencilerimizden ciddi şikayetler aldık, ‘eşitsizliklere neden oldu’ denildi” ifadelerini kullandı.

Rektör Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ “Geçen bahar ve yaz okulu dönemini pandeminin bilinmezleri ve dezavantajlarına rağmen aldığımız tedbirlerle elimizden gelenin en iyisini yaparak atlattık. Ancak ümit edilenin aksine pandemi bitmedi ve ne zaman biteceğine dair öngörüde bulunmak zor.  Öğrencilerimizin eğitimlerinde yaşayacakları kaybı azaltmak için eğitime hibrit olarak devam etme kararı aldık. Eğitimde söz konusu olacak kayıp, bir ülkenin geleceği için son derece önemli. Dünyada bununla ilgili araştırmalar yapıldı, yapılmaya devam ediliyor ve inanılmaz veriler söz konusu. Üniversitemiz akredite bölümlere sahip ve belli yükümlülüklerimiz var. Kurum olarak bu yükümlülüklerimizi yerine getirmek ve eğitim standardımızı yüksek tutmak istiyoruz, uygulamalı eğitimin yoğun olduğu bölümlere sahip olmamız, sınava dayalı bir eğitim sisteminde hakkaniyetle gereğini yerine getirme amacımız, öğrencilerimiz ve ülkemiz adına duyduğumuz sorumluluk nedeniyle bu olumsuzluğu azaltmaya yönelik olarak kararımızın doğru olduğuna inanıyoruz. Pandemiye rağmen hemen hemen tüm alanlarda faaliyet devam etti. Eğitimde faaliyet devam etmezse, korona önlenir, salgın önlenir” gibi bir algı oluştu. Geleceğimiz için belki en kıymetli olan bir faaliyeti durdurmanın hem ülkemizin, insanımızın geleceğine olan zararını düşünerek, hem yarattığı haksız uygulamaları haksız neticeleri göz önüne alarak güz döneminde ‘eğitime mümkün olduğunca örgün nasıl başlayabiliriz’ diye düşündük ve bir dizi önlem aldık, uygulama gerçekleştirdik. Ara sınavlarımızın tamamını, bu önlemler çerçevesinde üniversitede yüz yüze yaptık” dedi.

 

Sağlık Bakanlığı ile görüşüldüğünü ve dönem başından itibaren Hayat Eve Sığar uygulamasıyla bağlantı sağlandığını, Sağlık Bakanlığı Bilgi Sistemi üzerinden hasta ya da riskli tüm öğrenci ve personelimizin titizlikle takip edildiğini belirten Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ “İddia edilenlerin aksine, üniversitemizdeki vaka sayıları toplam öğrenci ve personel sayısı düşünüldüğünde çok çok düşük oranlarda, hibrit eğitim süresince tespit edilen riskli kişi sayısı tüm mensup ve öğrencilerimize oranla %3-4 civarındaydı. Ara sınavlarımızı mevcut koşullara göre çok daha iyi şekilde geçirdik, finallerimizi de elbirliği ile geçireceğimize inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Alınan önlemlere ilişin olarak “Üniversitemizin girişinde, dönem başından itibaren HES kodu kontrolü ve ateş ölçümleri uyguladık ve devam ediyoruz. Üniversite içerisindeki tüm mekanlar düzenli olarak her gün dezenfekte ediliyor.  Tüm mekanlarda mesafe standartlarını tespit ettik, maske takılmasını üniversite içerisinde zorunlu hale getirdik, servis kullanan çalışanlarımız ve öğrencilerimiz için servislerin dezenfeksiyonuna başladık. Teknik alt yapımızı güçlendirdik. Dersleri sınıfta yüz yüze yapıyoruz, ama aynı anda bu dersleri sınıflara döşediğimiz kameralarla, mikrofonlarda kayıt altına alıyoruz. Devam zorunluluğu yok, arzu edenler gelip sınıfta izleyebilir, diğerleri de buluttaki kaydı izleyebilirler. Bir kısım derslerimizi tümüyle uzaktan yaptık. Çok az sayıda öğrencinin katıldığı dersleri ise doğrudan örgün olarak başlattık. Öğrencilerimizin üniversiteye devamları yüzde 10-15 oranında oldu. Üniversite içerisinde ciddi bir öğrenci yoğunluğu oluşmadı. Hazırlık sınıflarımız normalde 20 kişidir, ancak tüm sınıfları 12 öğrenciye indirdik. Haftada 2 gün örgün, 3 gün uzaktan olmak üzere hazırlıkta da bir eğitim modeline başladık. Bu şekilde dönem ilerledi. Kasım ayında yayımlanan genelgeye kadar sınavların ve derslerin bir kısmını hafta sonu yaptık, genelge çerçevesinde getirilen kısıtlamalardan sonra hafta sonu ders ve uygulamalarını iptal etmek zorunda kaldık” açıklamasında bulunan Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ  “Ankara Valiliği İl Hıfzıssıhha Kurulunun aldığı kararla örgün veya hibrit eğitim yapan üniversitelerin 20 yaş altı öğrencilerinin, 20 yaş ve altını kapsayan kısıtlamaya tabi olmayacaklarını sağladığını söyleyerek, Ankara Valiliği’ne teşekkür etti.

“Atılım Üniversitesi Senatosu’nun güz dönemi başında aldığı karar doğrultusunda yasalara, YÖK kararlarına tamamen uygun olarak eğitimi hibrit olarak yürütmeye başladığını söyleyen Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ, alınan tüm tedbirler çerçevesinde yüz yüze sınav yapmayı sürdürdüklerini belirterek “Buradaki temel çıkış noktası şu: Biz eğitim veriyoruz ve bu eğitimi vermek istiyoruz. Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Sağlık Bakanlığının tavsiyeleri, görüşleri doğrultusunda güz döneminde eğitimin ne şekilde yürütüleceği hususunu tümüyle üniversitelerin yetkili kurullarına bıraktı. Biz de üniversite senatomuzun güz dönemi başında aldığı karar doğrultusunda tamamen yasalara, YÖK kararlarına uygun olarak eğitimimizi bu şekilde hibrit olarak yürütmeye başladık” şeklinde konuştu.  

Sürece ilişkin gelişmeler konusunda Rektör Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ:

“Bir grup öğrencimiz bundan ötürü şikâyetçi olurken, bir grup öğrencimiz de bundan mutlu oldu. Gerçekten kendi sağlığından ya da yakınlarının sağlığından ötürü kaygı duyan, endişe duyan öğrencilerimiz de var. Ama bunların dışındaki bir grup, geçen dönem oluşan yapıdan mutlu oldular ve bunun değişmemesini, bir süre daha en azından pandemi süresince devam etmesini arzu ettikleri için bir eleştiri kampanyası başlattılar. Dönem başında bazı başka vakıf üniversitelerinde de benzer uygulama başlamıştı. Hibrit eğitim yapılıyordu, bunların önemli bir kısmı İstanbul'daki vakıf üniversiteleriydi. Ancak sokağa çıkma kısıtlaması ve 20 yaş altına gelen yasaklardan sonra onlar bundan vazgeçmek zorunda kaldılar. Çünkü, bir tek Ankara İl Hıfzıssıhha Kurulu 20 yaş altı öğrencilerin sokağa çıkma kısıtlamasına tabi olmadıkları, olmayacakları yönünde bir karar aldı. Dolayısıyla diğer şehirlerdeki vakıf üniversiteleri bu kararlarından geri dönmek durumunda kaldılar. Ankara'da böyle bir imkân bize tanındığı için biz derslerin büyük bir kısmını uzaktan yapmaya yönelmekle birlikte ara sınavları yüz yüze yapma sürecine devam ettik. Şimdi Ocak ayı içerisinde de yarıyıl sonu sınavlarımız var. Türkiye’de final sınavları bütün üniversitelerde standart iki haftada yapılmakta, bu yıl bunu 3 haftaya çıkardık, sınıfların kapasitesinin yüzde 20’sini kullanma kararı aldık” diye belirtti.

 

“Üniversitelerin dünyanın birçok ülkesinde, batı ülkelerinde açık olduğunu” söyleyen Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ “tümden kapanan üniversite dünyada yok. Ülkemizde ve dünyada pandeminin etkilerini önümüzdeki yıllarda daha net bir şekilde görebileceğiz.  Eğitimin her düzeyinde yaşananların telafisini yapmak zor, ancak yükseköğretime nazaran ilk ve orta seviyedeki eğitimin belki süre açısından biraz daha avantajlı olduğu söylenebilir; ancak yükseköğretim iş hayatından önceki son aşama. Bu süreçteki kaybın telafisi başta zaman açısından çok daha zor. Hibrit eğitimi işte tam da bu nedenle, öğrencilerimizin yeterli bilgi ve donanımla mezun olmaları adına uyguluyoruz.

Bugünün hengamesiyle düşünülmemesi, geleceğe bakarak düşünülmesi gerekiyor. Eğitim konusundaki eksikliğin ülkemize ve gençlerimize ileride çok olumsuz geri dönüşleri olacak. Bunun bilincinde olsunlar. Biz, hiçbirimiz ne hocalarımızın ne çalışanlarımızın ne öğrencilerimizin tabii ki hasta olmasını istemeyiz. Ama dünyada tüm faaliyet alanları devam ederken sanki ‘coronanın tek müsebbibi ve tek tedavisi eğitimdir’ ya da çaresi ‘eğitimi durdurmaktır’ noktasına katılmıyoruz üniversite olarak. Diğer alanlarda nasıl tedbirler alınarak ya da devlet birtakım tedbirler alarak faaliyetler sürüyorsa biz de Yükseköğretim Kurulunun bize verdiği yetkiye dayanarak eğitim faaliyetlerimizi sürdürmek niyetindeyiz, sürdürüyoruz. Bugüne kadar da başarıyla sürdürdük. Üniversite olarak, bu süreçte hem ülkemiz hem de tüm dünya için bir örnek olduğumuza inanıyoruz. Eğitimle ilgili çok yönlü düşünüyoruz, eksik tespit edildiğinde bunun geliştirilmesi için de sürekli bir çaba içindeyiz.  Bugün sıkıntı yaşıyoruz ama öğrencilerimiz ileride iş hayatında, bilhassa bu dönemde yükseköğrenim görenlerden farklı olacaklar. Söylemek istediğim bu. Bizler her türlü önlemi alıyoruz ama öğrencilerimiz sınav çıkışında maskelerini çıkartıp, yakın mesafede birbirleriyle konuştukları noktada ya da dışarıda, sokakta buluştukları yerlerde bu tehlikeye maruz kalıyorlar. O nedenle, tedbir alma konusunda bireyler de sorumlular. Öğrencilerimizin büyük kısmı 18 yaşın üzerinde bireyler. Dolayısıyla, öğrencilerimizin kendi sağlıkları için tedbirlere uymaları, uymayanları uyarmaları gerekiyor. Üniversite içerisinde maske takmak zorunlu, birbirlerine yakın mesafede olmamaları için sürekli uyarıyoruz, çaba sarf ediyoruz ama her koridoru, her yeri, her noktayı kontrol altına alıp da sürekli denetim yapmamız çok kolay değil. Onlar da alınan tedbirlere uyum gösterirlerse, final dönemini elbirliğiyle geçireceğimize inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Hibrit eğitim ve sınavların yüz yüze yapılıyor olmasının bir kısım öğrenci tarafından sürekli eleştiri konusu haline getirilmesi ve çeşitli mecralarda gerçek dışı iddialar ileri sürülmesi üzerine, Atılım Üniversitesi Senatosu tarafından 22 Aralık 2020'de yayınlanan duyuru ile "bulaş ortamının ana unsurlarından birinin eğitim-öğretim mekânları olarak gösterilmesinden ve bu yönde oluşan algıdan duyduğu rahatsızlık" dile getirildi.
Yapılan açıklamada

  • Salgının ortaya çıkmasıyla birlikte hemen hemen hiçbir faaliyet alanında uzun süreli bir durdurmaya gidilmezken salgının ancak yüz yüze eğitim-öğretim yapılmazsa önüne geçileceği algısının tüm kamuoyunda oluşturulma çabasının ülkemizin geleceği açısından endişe verici olduğu,
  • Her düzeyde bir, bir buçuk yıllık bir eğitim kaybının önümüzdeki yıllar içerisinde ciddi olumsuz sonuçlar doğuracağı kaygısının taşındığı,
  • Uzaktan öğretim ve uzaktan yapılan sınavların örgün eğitimin yerini kesinlikle tutmadığı, ayrıca yüz yüze yapılmayan sınavların öğrenciler arasında eşit olmayan haksız durumlara neden olduğu,
  • Artık azımsanmayacak ölçüde eğitim kaybı yaşayan bir neslin önümüzdeki yıllarda ülkemizde yaratacağı olumsuzlukların konuşulması yerine, medya ortamlarında sınavların neden yüz yüze yapıldığının tartışılmasının da üzüntüyle takip edildiği dile getirildi.

Atılım Üniversitesi Senatosunun aldığı kararlara ilişkin duyurunun detaylarına linkten ulaşılabilmektedir.


https://www.atilim.edu.tr/tr/home/announcement/8410/pandemi-sureci-ve-hibrit-egitim-hakkinda-senato-duyurusu