İlgar Seyidov
Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 1991 yılında bağımsızlığını ilan eden Ermenistan, Birinci Karabağ Savaşı sırasında Rusya’nın desteğiyle Azerbaycan’ın uluslararası hukuk tarafından tanınan topraklarının yaklaşık yüzde 20’sini işgal etti. Bu tarihten itibaren Rusya ile derin ilişkiler geliştiren Ermenistan, Azerbaycan ve Türkiye ile kapalı sınırlar nedeniyle bölgesel izolasyon içinde kaldı. Bu durum, 2020 yılında yaşanan İkinci Karabağ Savaşı’na kadar devam etti.
44 gün süren savaş sonucunda Azerbaycan, Karabağ üzerindeki kontrolünü yeniden sağladı ve böylece Kafkasya’da uzun yıllardır çözümsüz kalan önemli bir düğüm çözülmeye başladı. Bu süreçte özellikle 2018’de gerçekleşen Kadife Devrim sonrasında iktidara gelen Nikol Paşinyan’ın rolü yadsınamaz. Nitekim Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, 2025 yılında Beyaz Saray’da bir barış anlaşması imzalayarak Kafkasya’da kalıcı barışın tesis edilmesi yönünde tarihi bir adım attılar. Bu gelişme, bölgesel istikrar açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilmektedir.
Paşinyan’ın barışçıl yaklaşımı ve demokratikleşme sürecinde uyguladığı politikalar, Azerbaycan ile normalleşme sürecini hızlandırırken Türkiye ile ilişkilerin iyileştirilmesine de katkı sağladı. 2021 seçimlerini de kazanarak iktidarını pekiştiren Paşinyan, böylece Ermenistan’ın bağımsızlığından bu yana Rusya ile sürdürdüğü geleneksel dış politika çizgisinden uzaklaşmasını daha da hızlandırdı.
7 Haziran 2026 seçimleri, yaklaşık 3 milyon nüfusa sahip Ermenistan için son derece kritik bir dönemeç niteliği taşıyordu. Bu seçimler, aynı zamanda ülkenin Rusya ile mi yoksa Batı (ABD ve Avrupa Birliği) ile mi daha yakın ilişkiler kuracağına dair stratejik bir tercih olarak da görülebilir.
Seçim yarışında bir tarafta Başbakan Nikol Paşinyan’ın liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi bulunurken, diğer tarafta Rusya yanlısı politikaları savunan ve hem Rusya hem de Ermenistan vatandaşı olan oligark Samvel Karapetyan’ın öncülük ettiği Güçlü Ermenistan Bloğu yer alıyordu. Karabağ politikaları nedeniyle Paşinyan’ı sert şekilde eleştiren ve Rusya’dan uzaklaşmayı Ermenistan’ın güvenliği açısından riskli gören eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ın liderliğindeki Ermenistan Bloğu da önemli rakipler arasında bulunuyordu. Buna karşılık Garik Tsarukyan’ın liderliğindeki Müreffeh Ermenistan Partisi ise diğer muhalif aktörlere kıyasla daha uzlaşmacı ve barışçıl bir söylem benimsiyordu.
Paşinyan’ın iktidarda kalmasından memnun olmadığını aylardır açıkça ortaya koyan Moskova yönetimi ise Koçaryan ve Karapetyan çizgisine yatırım yapıyordu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği ile Avrupa Birliği arasında bir tercih yapmak zorunda olduğunu belirterek, “İki sandalyede aynı anda oturmak mümkün değil” mesajını vermişti. Moskova, bu süreçte Erivan üzerindeki baskı araçlarını da devreye soktu. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, Avrupa Birliği üyelik sürecinin devam etmesi halinde Rusya’nın Ermenistan’a yönelik enerji ve diğer destek politikalarını gözden geçirebileceğini açık şekilde ifade etti.
Diğer taraftan ABD Başkanı Donald Trump’ın Paşinyan’a yönelik destek mesajları dikkat çekerken, Avrupa Birliği de Ermenistan hükümetine desteğini sürdürüyor. 4 Mayıs’ta Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi ilk kez Erivan’da düzenlendi ve Ermenistan’ın Avrupa yönelimine güçlü destek verildi. Zirvede, Ermenistan vatandaşlarının önümüzdeki yıllarda Avrupa ülkelerine vizesiz seyahat edebilmelerine yönelik olumlu mesajlar öne çıktı.
Daha da dikkat çekici olan ise Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in zirveye video bağlantısıyla katılarak Paşinyan’ı ev sahipliği nedeniyle tebrik etmesi ve iki ülke arasındaki barış sürecinin artık bir “gerçeklik” haline geldiğini vurgulamasıydı. Aliyev ayrıca Ermenistan’a petrol ürünleri ihracatının başladığını belirterek ekonomik ilişkilerin gelişmeye başladığının sinyalini verdi.
Paşinyan, Ermenistan topraklarından geçerek Nahçıvan’a ulaşacak Zengezur Koridoru projesine sıcak bakıyor. Ermenistan’ın Türkiye ile Orta Asya arasında bir bağlantı noktası olma hedefi de bu çerçevede öne çıkıyor. Ülke ayrıca gelecekte Türkmenistan’dan Azerbaycan üzerinden taşınabilecek doğal gazın Türkiye’ye ulaştırılmasında transit ülke olmayı amaçlıyor.
Ancak bölgede hâlâ güçlü bir Rusya etkisi bulunuyor. Ermenistan’ın neredeyse tüm stratejik sektörlerinde Rus sermayesinin ağırlığı küçümsenmeyecek düzeyde. Bu sermayenin ani şekilde çekilmesi, Ermenistan ekonomisinde ciddi daralmaya yol açabilir.
Bu nedenle ülke ekonomik olarak hâlâ büyük ölçüde Rusya’ya bağımlı durumda ve dış dünyaya erişimini esas olarak Gürcistan ve İran üzerinden sağlıyor. Ancak son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmeler ve İran üzerindeki baskının artması, Ermenistan’ın İran üzerinden dış dünyaya açılma kapasitesini de olumsuz etkiliyor. Bu gelişmeler, ülkenin ekonomik potansiyelini sınırlandırırken Azerbaycan ile ilişkilerin geliştirilmesini ve özellikle Türkiye sınırının açılmasını Ermenistan açısından daha da önemli hale getiriyor.
Sonuç olarak, 7 Haziran’da gerçekleştirilen seçimlerde Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki parti oyların yaklaşık yüzde 57’sini alarak parlamentodaki çoğunluğunu korumayı başardı. Seçim sonuçlarının ardından yaptığı ilk konuşmada kapsayıcı ve uzlaştırıcı bir söylem benimseyen Paşinyan, hem Rusya hem de Avrupa Birliği ile ilişkilerin yanı sıra Türkiye ve Azerbaycan’la normalleşme sürecine ilişkin olumlu mesajlar verdi. Rusya ile ilişkilerin sanıldığı kadar sorunlu olmadığını vurgulayan Paşinyan, ilk resmî yurt dışı ziyaretini Moskova’ya, ardından ise Brüksel’e gerçekleştireceğini açıklayarak dış politikada denge arayışını sürdüreceğinin sinyalini verdi.

Oku