Gençler Sendikalara Neden Uzak? Asıl Kopuş Nerede?

Asuman Özgür Keysan

Küresel ölçekte işgücü piyasası derin bir dönüşümden geçiyor. Otomasyon, yapay zeka ve dijitalleşme üretim süreçlerini dönüştürürken, esnekleşme, güvencesiz çalışma ve kısa süreli sözleşmeler özellikle genç çalışanların çalışma hayatındaki deneyimleri üzerinde etkili. Bu dönüşüm bir yandan yeni istihdam alanları yaratırken, diğer yandan gençler için belirsizliği kalıcı hale getiriyor. Tam da bu kırılganlığın arttığı bir dönemde sendikalar, genç çalışanlarla bağ kurmakta zorlanan kurumlar olarak öne çıkıyor. Bu durum OECD verilerinde de açıkça görülüyor. Sendikalaşma oranları uzun yıllardır gerileyerek 1985’te ortalama %30 iken, 2024-25 yıllarında yaklaşık %15’e inmiş durumda (OECD, 2025). Türkiye ise, %8,6 ile sendikalaşma oranının en düşük olduğu ülkeler arasında yer alıyor.

Gençler açısından tablo daha da çarpıcı durumda. Dünya Değerler Araştırması’nın 2017-2022 Türkiye verilerine göre gençlerin yalnızca %1’i bir sendikanın aktif üyesiyken, %92,5’i herhangi bir sendikaya üye değil (WVS, 2022). OECD verileri de gençlerin sendika üyeliği oranının tüm yaş grupları arasında en düşük düzeyde seyrettiğini ve zaman içinde yetişkinlere kıyasla daha hızlı düştüğünü gösteriyor. Bu tablo çoğu zaman gençlerin bireyselleştiği, kolektif değerlere mesafe koyduğu argümanıyla açıklanıyor. Oysa bu açıklama, gençlerin çalışma hayatında karşılaştığı somut deneyimleri yeterince görünür kılmıyor.

Biz, Ankara’da üniversite mezunu genç çalışanlar (25-40 yaş) ve sendika temsilcileriyle yürüttüğümüz ampirik bir çalışmayla, bu zayıf sendikal bağı yalnızca “gençlerin ilgisizliği” üzerinden değil, karşılıklı algılar ve deneyimler üzerinden anlamayı amaçladık. Bu kapsamda, gençlerin sendikalara nasıl baktığına odaklanmanın yanı sıra sendikaların gençlerin uzak duruşunu nasıl yorumladığı üzerine yoğunlaşan bir çalışma yürüttük. [1]

Bulgularımız, gençlerin işyerinde adaletsizliklerle karşılaştıklarında ilk etapta bireysel çözümlere yöneldiğini gösteriyor. Düşük ücretler, düzensiz maaş ödemeleri, işten çıkarılma tehdidi ve yönetsel baskılar karşısında gençler çoğu zaman yöneticilerle birebir konuşmayı, iş değiştirmeyi ya da sessiz kalmayı tercih ediyor. Ancak bireysel yollar tıkandığında, dayanışma ve birlikte hareket etme arayışı güçleniyor. Buna rağmen, bu kolektif arayışın sendikalara yönelmesi her zaman mümkün olmuyor. Gençler sendikaları potansiyel bir dayanışma alanı olarak hayal etseler bile, mevcut sendikal yapıların bu beklentiyi karşılamadığını düşünüyorlar.

Derinlemesine görüşmeler, sendikaların gençler tarafından çoğunlukla hiyerarşik, bürokratik ve “geçmişe ait” kurumlar olarak algılandığına işaret ediyor. Sendika yöneticilerinin yaşam tarzları ile gençlerin güvencesiz çalışma koşulları arasındaki maddi ve sembolik mesafe, temsil krizini daha da derinleştiriyor. Bu durum, sendikaların adaletsizliklere karşı gerçek bir dayanışma zemini sunabileceğine dair güveni de malesef zayıflatıyor. Gençlerin eleştirileri yalnızca kurumsal yapılara değil, sendikaların kimin adına ve nasıl konuştuğuna dair daha geniş bir temsil sorununu da bize gösteriyor.

Öte yandan sendika temsilcileri, gençlerin düşük katılımını daha çok esnekleşen işgücü piyasası, siyasi baskılar ve kısa süreli istihdam gibi yapısal engellerle açıklıyor. Bu tespitler önemli olsa da, gençlerin sendikalardan beklentileriyle sendikaların sunduğu katılım biçimleri arasındaki uyumsuzluğu görünmez kıldığını söyleyebiliriz. Genç çalışanlarla yapılan derinlemesine görüşmeler, gençlerin sendikalardan esas olarak adil temsil, karar alma süreçlerine dahil olma ve gündelik sorunlarına somut karşılık bulma beklentisi taşıdığını gösteriyor. Sendikalar tarafından sosyal medyanın çoğunlukla tanıtım amaçlı kullanılması da gençlerin aradığı etkileşimli ve yatay ilişki biçimlerini üretmekte yetersiz kaldığını gözler önüne seriyor.

Bu tablo, gençlerin sendikalara ilgisizliğinden ziyade karşılıklı bir kopuşun izlerini taşıyor. Çalışmamız, sorunun gençlerin “örgütsüz bir kuşak” olmasından çok, sendikaların gençlerin hayatına temas eden yeni katılım ve temsil modelleri geliştirememesinde yattığının altını çiziyor. Gençler kolektif değerlere bütünüyle sırtını dönmüş değil, adaletsizlik karşısında dayanışma arayışından hala söz edebiliyoruz. Ancak bu arayışın karşılık bulabileceği kapsayıcı ve dönüştürülmüş örgütsel alanlara ihtiyaç var.

Kaynakça

OECD (2025), “Membership of unions and employers’ organisations, and bargaining coverage: Standing, but losing ground”, OECD Publishing, Paris, https://doi.org/10.1787/fe47107c-en.

World Values Survey Association. (2022). “World Values Survey Wave 7 (2017–2022) Cross-National Data Set”, https://www.worldvaluessurvey.org/WVSDocumentationWV7.jsp


[1]Atılım Üniversitesi, Lisans Araştırma Projeleri (LAP) Programı, Proje Adı: Küreselleşme ve Sendikalar: Ankara’da Farklı İş Gruplarında Çalışan Üniversite Mezunu Gençlerin Sendikalara Yönelik Tutum ve Görüşleri, Proje Kodu : ATÜ-LAP-2324-11

Oku

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Doç. Dr. Asuman ÖZGÜR KEYSAN

Lisans, Yüksek Lisans: Orta Doğu Teknik Üniversitesi Yüksek Lisans: University of Strathclyde Doktora: University of Strathclyde

Araştırma Konuları : Göç ve Mülteci Çalışmaları, Sivil Toplum Teorileri ve Toplumsal Hareketler, Türkiye Siyaseti, Toplumsal Cinsiyet ve Siyaset, Nitel Araştırma Yöntemleri.

Latest videos