Cumhuriyet ve Modernizm Ekseninde Ankara: Bir Tasarım Laboratuvarı
15.01.2026
Teknik Araştırma Raporu:
Cumhuriyet ve Modernizm Ekseninde Ankara: Bir Tasarım Laboratuvarı
Ö. Osman DEMİRBAŞ, Dekan
Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanı
Cumhuriyet’in ilanı ve yeni çağdaş bir devlet yapılanmasında Anadolu’nun ortasında bir başkent inşası, cumhuriyetin modern bir kimlik benimsediğinin en somut kanıtıdır (Bozdoğan, 2002). Bu sadece bir yönetim biçimi değişikliği değil özünde toplumsal ve kültürel anlamda kapsamlı bir tasarım projesidir. İşte Ankara yeni başkent olarak bu büyük projenin fiziksel laboratuvarı ve vitrini olarak öne çıkmaktadır.
Bölgesel olarak tarihi çok daha kadim uygarlıklara ve eski çağlara dayansa da, yeni cumhuriyetin başkenti olan Ankara’nın yeniden planlanması, iki temel ever olarak Lörcher Planı (1924-1915) ve Jansen Planı (1932) kapsamında disiplinli ve rasyonel bir tasarım sürecidir. Lörcher Planı; eski kent yani Ulus bölgesi ile yeni gelişen bölgeler arasındaki ilk bağlantıyı kurmuş (Cengizkan, 2003), Jansen Planı ise devletin bürokratik gücünü sembolize eden yapılarla donatılmış bir temsil koridoru olarak Atatürk Bulvarı’nın yani kuzey-güney aksının oluşturulmasıdır (Tankut, 1993).
Yeni Cumhuriyet ve Başkent kimliği ile Ankara’nın tasarım dili 1923-10930 yılları arasını kapsayan Birinci Ulusal Mimarlık Akımı ve 1930-1940 yıllarını kapsayan Modernizm üzerinden şekillenmiştir. Ulusal Mimarlık Akımı, geleneksel formların yeniden yorumlanması ve modern fonksiyonlarla birleştirilmesi şeklinde bir mimari üslup oluşturmuş (Aslanoğlu, 2010), 1930’lardan itibaren dünyayı da saran modernist rüzgârın etkisiyle Holzmeister ve Taut gibi Viyana-Berlin ekolünün önemli mimarlarının davet edilmesiyle, süsten arındırılmış kübik ve işlevciliği ön plana çıkaran bir üslup benimsenmiştir (Nicolai, 2011). II. TBMM ve Ankara Palas Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın en belirgin örnekleri olarak gösterilebilir. Millî Savunma Bakanlığı, Genel Kurmay Başkanlığı gibi birçok kamusal yapı ise 1930’larla ortaya çıkan modernist üslubun belirgin örnekleridir.
Yeni başkentin inşası; odak noktaları, kamusal alan, sosyal modernleşme gibi sembolik tasarım stratejilerinin bir yansımasıdır. Örneğin Ulus Meydanı ticaret ve halkın merkezi rolünü üstlenirken yeni yapılandırılan Kızılay ve Bakanlıklar devletin hiyerarşik yapısının bir temsiliyeti olmuştur. Bu iki odak arasındaki aksın üzerinde yer alan Gençlik Parkı ise modern yaşamın bir rasyoneli olan sosyalleşmenin sağlanabileceği bir rekreasyon merkezi tasarım projesidir (Tekeli, 1982). Elbette bu dönüşüm ve tasarım süreci sadece kamu yapılarında değil bireyin özel yaşamı ve aile yapısını da kapsayacak şekilde modern yaşam standartlarını desteklemek üzere kurgulanmıştır.
Emin Onat ve Orhan Arda tarafından tasarlanan, tarihten aldığı ilham ile modern bir sentez yaratan Anıtkabir kuşkusuz Ankara silüetinde en belirleyici tasarım öğelerinden biridir. Anıtkabir aynı zamanda İkinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın da en önemli örneklerinin başında gelmektedir (Aslanoğlu 2010).
Ankara'nın yeni başkent olarak tasarımı, bir kentin imarının ötesinde, yeni bir toplumu inşa etme çabasıdır. Yeni Cumhuriyet’in inşası, tek başına bir rejim değişikliği değil, aynı zamanda bütüncül bir modernleşme hedefinde büyük bir tasarım projesidir. İşte Ankara, bu tasarım projesinin; mekânsal, görsel ve kurumsal kimliğinin oluşturulduğu bir merkez rolündedir. Bu bakımdan Ankara, Anadolu’nun ortasında sıfırdan kurgulanan bir "tasarım nesnesi" işlevi görmüştür.
Yeni ulus-devletin ideolojik ve kültürel değerlerini somutlaştırma aracı olarak tasarım; mimariden iç mekâna, grafikten endüstriyel ürünlere kadar geniş bir yelpazede kullanılmıştır. Ancak bu devasa 'tasarım projesinin' sadece fiziksel mekanla sınırlı kalmayıp, sürdürülebilir olması ve bir "kent kültürü" haline gelmesi, bu moderniteyi içselleştirecek ve yeniden üretecek yerel aktörlerin yetiştirilmesine bağlıydı. Dolayısıyla başkentin inşası, kaçınılmaz olarak bir tasarım eğitimi inşasını da beraberinde getirmiştir. Ankara’da kurulan yükseköğrenim kurumları bu bağlamda, tasarım pratiğinin kuramsallaştırıldığı, metodolojik bir disipline dönüştürüldüğü ve profesyonelleştiği merkezler haline gelmiş; kentin bürokratik ve planlı yapısıyla örtüşen ve zaman içinde Ankara’dan tüm Türkiye’ye yayılan bir tasarım ekolü oluşturmuştur. 1926 yılında kurulan Gazi Terbiye Enstitüsü, Cumhuriyet'in "öğreten ve inşa eden" misyonunun bir yansıması ve Ankara’daki tasarım eğitiminin ilk akademik yapılanması olarak değerlendirilebilir. Avrupa’daki modern sanat okullarıyla benzer bir anlayışla bu enstitünün benimsediği temel pedagojik yaklaşım, tasarımın "yaparak öğrenme" ilkesi olmuştur. Ankara’nın planlı ve rasyonel kent kimliğinin eğitime en net yansıması ve tasarım eğitimi bakımından gerçek kırılma ise, 1956 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin (ODTÜ) kurulmasıdır. ODTÜ çatısı altında kurulan Mimarlık Fakültesi, Jansen Planı'ndaki akılcı yaklaşıma benzer şekilde, tasarımın sadece estetik bir uğraş değil, rasyonel, analiz edilebilir ve sistematik bir süreç olduğunu savuyla eğitim felsefesini oluşturmuştur. Yine bu fakülte altında 1979 yılında kurulan Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü, tasarımın "endüstri" ile olan bağını kurumsallaştıran Türkiye’deki ilk akademik yapılanmalardan biri olmuştur (Hasdoğan, 2009).Ankara’nın özellikle savunma sanayii ve kamu yatırımlarının merkezi olması rolü, tasarımın Teknik ve stratejik boyutuna daha fazla odaklanarak Ankara’yı İstanbul’un sanat odaklı yaklaşımından belirgin şekilde ayırmış, Başkent’te daha çözüm ve yöntem odaklı bir tasarım ekolüne kavuşturmuştur (Tekeli, 1980).
Bu durum, Ankara'daki tasarım eğitimini, kentin "memur/bürokrat" kimliğinden "teknokrat/tasarımcı" kimliğine evrilten önemli bir dinamiktir. Daha sonra 1982’de kurulan Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, tasarımın sanatla olan bağını teknik uzmanlıkla birleştiren bir anlayış ortaya koymuştur. 1984 yılında ilk vakıf üniversitesi olan Bilkent Üniversitesi’nin kuruluşuyla birlikte, Ankara'nın dışa açılan yüzüyle paralel olarak tasarım eğitimi yeni bir boyut kazandığı söylenebilir. Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi, disiplinler arası bir yaklaşımı benimsemiş; dijitalleşen dünyanın gereksinimlerine uygun bir müfredat geliştirmiştir. Bilkent Üniversitesi’nin ardından 1990 sonrasında açılan Atılım Üniversitesi, Başkent Üniversitesi, Çankaya Üniversitesi ve TOBB ETÜ gibi vakıf üniversiteleri, tasarım eğitimini niş alanlara bölerek profesyonelleşmeyi artırmış, tasarımın alt disiplinlerini küresel standartlarda müfredatlara dahil etmiştir. Ankara’da 1980’lerin ortalarında başlayan, 1990’larla çeşitlenen İçmimarlık ve İçmimarlık ve Çevre Tasarımı bölümleri mekânı sadece dekoratif bir unsur olarak değil, insan davranışı ve çevresel verilerle etkileşimli bir sistem olarak kurgulamıştır. Güzel sanatların temel bölümlerinden biri olan Grafik Tasarımı eğitimi 90’lı yıllarla birlikte dijital dönüşümün de sonucuyla Ankara’da yeni bir kimlik kazanmış ve vakıf üniversitelerinin bazılarında Görsel İletişim Tasarımı adı altında daha fazla teknoloji odaklı bir yapıya dönüşmüştür. Kamu kurumlarının kurumsal kimlik tasarımları, dijital yayıncılık ve son yıllarda özellikle teknokentlerle bağlantılı olarak gelişen oyun/arayüz tasarımı ile Ankara Grafik Tasarımı alanında bir üretim merkezine dönüşmüştür (Pehlivan, 2020). Endüstriyel Tasarım eğitiminde ODTÜ’nün başlattığı gelenek Atılım Üniversitesi ve TOBB ETÜ’nün sanayi ile bütünleşmiş eğitim yaklaşımları ile aynı anlayış ancak farklı yapılarda geliştirdikleri ortak eğitim modelleriyle pekişmiştir. İstanbul’da daha çok mobilya ve moda odaklı bir tasarım yaklaşımından farklı olarak Ankara’daki endüstriyel tasarım eğitimi çoğunlukla savunma sanayi, medikal cihazlar ve iş makineleri gibi yüksek katma değerli ve Teknik ürünlere yönelmiştir (Er, Korkut ve Er, 2003). Bu tespitten hareketle mühendislik ile tasarımın kesişimi doğrultusunda bir Ankara Ekolünden bahsedilebilir. Giyim ve moda Ankara’da uzun bir süre Olgunlaşma Enstitüleri olarak bilinen uygulamalı zanaat okulları üzerinden yürütülmüş, daha sonra Gazi Üniversitesi Giyim Endüstrisi ve Moda Tasarımı Öğretmenliği program ve daha sonra 2000’li yıllarla birlikte Atılım Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi başta olmak üzere mesleki eğitim fakültesi yapılarından sanat ve tasarım fakültesi yapıları altında yeni akademik birimlerin açılmasıyla konu akademik bir disiplin olarak ele alınmaya başlamıştır. Bu doğrultuda günümüzde Ankara’daki moda eğitimi, tekstil teknolojileri ve tasarım yönetimi gibi açılımlarla kuramsal ve sürdürülebilir üretim odaklı bir çizgide yol almaktadır (Arabalı Koşar, Gezicioğlu ve Beşen Yalçın, 2021).
Modernleşme idealinden alınan mirasla Ankara’daki tasarım eğitimi ve buna bağlı olarak pratiğinin kendine has bir kimlik oluşturduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu kendine has kimlik, disiplinler arası yaklaşım, kamu yararı ve teknik donanım üzerine yapılanmaktadır. Cumhuriyet tarihi boyunca bir tasarım projesi olan Ankara, bir bakıma Türkiye için bir tasarım hafızası oluşturmaktadır. 1920’lerdeki ideolojik yapılanma, 1950’lerdeki modernleşme hamleleri ve 1990’larla birlikte uzmanlaşmış bir tasarım ekonomisi yaklaşımı doğrultusunda Ankara’daki yükseköğretim kurumları Türkiye Tasarım kimliğinin ve hafızasının oluşumunda baş aktörler arasında yer almaktadır.
Kaynakça:
Arabalı Koşar, S. T., Gezicioğlu, F. Y. ve Beşen Yalçın, M. (2021). Üniversitelerin Tekstil ve Moda Tasarımı Öğretim Programında Artan/Artık/Atık Malzemenin Geri Kazanımı ve Sürdürülebilirliği Üzerine Bir Araştırma. Turkish Studies. 16(2), 719-741.
Aslanoğlu, İ. (2010). Erken Cumhuriyet Dönemi Mimarlığı 1923-1938. Bilge Kültür Sanat.
Bozdoğan, S. (2002). Modernizm ve ulus inşası: Erken Cumhuriyet Türkiyesi'nde mimari kültür. Metis Yayınları.
Cengizkan, A. (2003). Ankara 1924 Lörcher Planı Raporu. Belleten, 67(248): 153-192.
Er, H.A., Korkut, F. & Er, Ö. (2003). U.S. Involvement in the Development of Design in the Periphery: The Case History of Industrial Design Education in Turkey. Design Issues, volume 19(2), 17-34.
Hasdoğan, G. (2009). The Institutionalization of the Industrial Design Profession in Turkey: Case Study - The Industrial Designers Society of Turkey. The Design Journal, 12(3), 311-337.
Nicolai, B. (2011). Modern ve sürgün: Almanca konuşulan ülkelerin mimarları Türkiye'de. Mimarlar Odası Yayınları.
Pehlivan, S. (2020). Devlet kurumlarinda görsel kimlik: türkiye cumhuriyeti bakanlik logolarinda dönüşüm. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 19(76), 2191-2203.
Arabalı Koşar, S. T., Gezicioğlu, F. Y. ve Beşen Yalçın, M. (2021). Üniversitelerin Tekstil ve Moda Tasarımı Öğretim Programında Artan/Artık/Atık Malzemenin Geri Kazanımı ve Sürdürülebilirliği Üzerine Bir Araştırma. Turkish Studies. 16(2), 719-741.
Tankut, G. (1993). Bir başkentin imarı: Ankara (1929-1939). Anahtar Kitaplar Yayınevi.
Tekeli, İ. (1982). Türkiye’de kentleşme yazıları. Turhan Kitabevi.
