Yüz Maskelerinin Ardındaki Unutulmuş Bilim - 04 09 2020

1910'da 10.000 avcı, Çin'in kuzeydoğusundaki Rusya sınırındaki bir bölgeye koştu. Tarbagan dağ sıçanı denen, yuvasını oradaki yer altı yuvalarına yapan ve postları çok değerli olan bu hayvanı arıyorlardı.

Kürk, o sıralar Avrupa'da çok modaydı. Alman tüccarlar son zamanlarda daha ucuz olan dağ sıçanı postlarını daha pahalı olan vizon ve samur kürkler gibi görünecek şekilde boyamanın bir yolunu bulmuşlardı. Sonuçta bu kemirgenlerin fiyatları dört katına çıkmıştı ve sincaplarla akraba olan ve çığlık attıkları bilinen bu ekmek kızartma makinesi büyüklüğündeki hayvanlar için Mançurya ormanlarını taramaya birçok yabancı akın etmişti.

Bu avcılar, bugün hepimizin yüz maskesi takmamızın nedeni oldular.

Deneyimsiz yeni avcılar, yetenekli dağ sıçanı avcıları tarafından kullanılan geleneksel yöntemleri takip etmek yerine, hayvanları yeraltındaki yuvalarından çıkardılar. Tarihçiler, bu yöntemin, insan için en ölümcül patojenlerden biri olan veba mikrobu “Yersinia pestis” ile hastalanmış hayvanlarla avcıların temaslarına neden olduklarına inanıyorlar.

Avcılar kısa süre sonra toplu şekilde ölmeye ve mor döküntüler çıkararak kan kusmaya başladılar. Hastalık çok hızlıydı ve neredeyse mutlak ölümcül seyretti. Kurbanları genellikle 2 gün içinde öldüler. Kayıtlar, bu hastalıktan yalnızca bir kişinin hayatta kaldığını gösteriyor. Hızla yayılmaya devam ediyordu ve kimse hastalığın nasıl durdurulacağını bilmiyordu.

Harbin kasabası sokaklarında cesetler yığılmaya başladığında, Çin imparatoru müdahale etmesi için Wu Lien Teh adlı 32 yaşındaki bir doktoru Harbin’e gönderdi. Wu, kısa süre önce İngiltere’de ki Cambridge Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olmuştu. Bu çok prestijli tıp okuluna giden ilk Çinli idi. Batı tıbbını ve yöntemlerini, Asya ile Avrupa arasındaki ticareti büyük ölçüde genişleten, yeni inşa edilen Trans Sibirya demiryolunun son duraklarından biri olan bu sınır kasabasına getirdi. Demiryolu aynı zamanda hastalığın da seyahat edebileceği anlamına geliyordu.

Wu, 1910 Noel Arifesinde geldi. Kısa süre önce ölmüş kurbanlardan birine otopsi yaptı. O günlerde otopsinin kendisi radikal bir eylemdi çünkü ölülere nasıl davranılacağına dair geleneksel inançları ihlal ediyordu. Bunu başarmak için yerel bir adamı, karısı bu hastalıktan ölmüş bir Japonu, karısının cesedini incelemesine izin vermeye ikna etmesi gerekmişti. Otopsi, hastalığın hastanın akciğerlerinde delikler açtığını ortaya çıkardı. Ayrıca akciğerlerdeki veba bakterisini gösterdi. İlk kez biri vebanın yaptığı zatürreeyi ya da akciğerlerde bir veba hastalığı görmüştü.

İnsanlara infekte pirelerin ısırıklarıyla bulaşan önceki veba salgınlarının aksine, bu hastalık insandan insana yayılıyordu. Wu, nefesten çıkan damlacıklar ile havadan bulaştığını fark etti. Bakterileri filtrelemek için sağlık çalışanlarının ve mezar kazıcılarının yüzlerini pamuk ve gazlı bez katmanları ile sardı ve modern “n95” solunum maskesinin atasını yarattı. İnsanları yüzlerini kapatmaya çağırdı.

Onun teorilerine ne yazık ki herkes inanmadı. Wu’dan kısa bir süre sonra Harbin'e gelen, tanınmış bir veba savaşçısı olan deneyimli Fransız bir doktorun, genç meslektaşı Wu’nun hastaları tedavi ederken yüzünü kapatması için yaptığı uyarıları görmezden geldikten birkaç gün sonra ki ölümü, uluslararası dikkatlerin maskenin üzerine çekilmesine neden oldu.

Bu salgın dünyayı kasıp kavururken herkes ancak oturdu ve izledi. San Francisco Üniversitesi'nden araştırma görevlisi ve veri bilimcisi Jeremy Howard, “o andan itibaren, yıllar içerisinde solunum salgınlarıyla mücadelede maskelerin önemi küresel anlamda giderek arttı” diyor. Howard, bu yılın başlarında yüz maskeleri üzerine araştırma yaparken, Wu'nun hikayesine rastladı.

Kısa süre sonra, herkes Wu'nun kumaştan yapılmış maskesini giyiyordu. Yüz maskeleri için uluslararası bir tasarım yarışması bile yapıldı. Wu'nun tasarımı kazandı.

Howard "Tasarımlarının ne kadar etkili olduğu ilginç. Şimdi keşfettiğimiz veya yeniden keşfettiğimiz şeyler, kendisi ve ekibinin 1911'den sonraki on yıl boyunca keşfettiği şeylerden başkası değil, temelde hayatını solunum vebasıyla savaşmaya adadı ”diyor.

Salgın 4 ayda 60.000'den fazla insanı öldürdü. Mart 1911'de sona erdi ve Wu, maskeleri, karantinaları, temas takibi ve salgını kontrol etmek yaptığı diğer eylemleri nedeniyle geniş çapta övgüler aldı. 1935'te Nobel Ödülü'ne aday gösterilen ilk Çinli doktor oldu. Baltimore'daki Johns Hopkins de dâhil olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki üniversiteler Wu’ya şeref dereceleri verdiler.

Yüz maskeleri, 1918 grip salgınını kontrol etme çabalarının merkezinde bir rol oynadı. Ancak on yıllar sonra en azından Batı'da yüz maskeleri unutuldu.

The Forgotten Science Behind Face Masks, By Brenda Goodman

Prof. Dr. Uğur GÖNÜLLÜ